Genel HaberlerSon Dakika Gelişmeleri

Otoyolun altına 18 katlı bina yapılması tepkilere neden oldu

Otoyolun altına 18 katlı bina inşa edilmesi projesi kamuoyunda ve mimarlık çevrelerinde büyük bir şaşkınlık yarattı. Viyadüklerin ve yüksek hızlı yol akslarının hemen altında yükselen devasa yapının teknik detayları, deprem riski ve imar izinleri merak ediliyor. Projenin mühendislik sırları ve ortaya çıkan tartışmaların tüm ayrıntıları rehber niteliğindeki makalemizde yer alıyor.

Otoyolun altına 18 katlı bina projesinin hayata geçirilmesi, Türkiye genelinde şehir planlaması ve mühendislik kriterleri açısından geniş çaplı bir tartışmanın fitilini ateşlemiş durumdadır. Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) sorumluluk sahasında bulunan yüksek kapasiteli otoyol viyadüklerinin hemen alt kotunda yükselen bu devasa inşaat projesi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı (ÇŞİDB) ile yerel yönetimlerin imar denetim mekanizmalarını yeniden gündeme getirmiştir. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından yayımlanan deprem tehlike haritaları ışığında bölgenin zemin yapısı incelenirken, Türk Mühendis me Mimar Odaları Birliği (TMMOB) bünyesindeki uzmanlar projenin statik güvenliği konusunda ciddi uyarılarda bulunmaktadır. Şehir Plancıları Odası (ŞPO) temsilcilerinin de yakından takip ettiği bu sıra dışı kentsel yapılaşma örneği, ulaşım aksları ile konut alanlarının entegrasyonu noktasındaki yasal boşlukları gözler önüne sermektedir. Bu rehber niteliğindeki makalede, viyadük altındaki inşaatın mühendislik detaylarını, statik risk analizlerini, ulaşım ve altyapı üzerindeki etkilerini, hukuki süreçleri ve kamuoyunda yükselen tepkileri aşamalı olarak tüm detaylarıyla inceleyebilirsiniz.

Viyadük Altındaki Yapılaşmanın Mühendislik ve İmar Boyutu

Modern kentlerde arazi maliyetlerinin aşırı yükselmesi sebebiyle sıra dışı mimari çözümler gündeme gelmekte ve yatırımcılar marjinal alanları değerlendirmek istemektedir. Ancak şehir içindeki ana ulaşım arterlerinin hemen altındaki parsellerde Otoyolun altına 18 katlı bina projesi gibi uygulamaların hayata geçirilmesi mühendislik açısından son derece karmaşık hesaplamaları beraberinde getirmektedir. Yol viyadüklerinin dinamik yükleri ile binanın kendi statik yükünün çakıştığı bu hassas noktalarda viyadük altındaki çok katlı yapı tasarımlarının uluslararası standartlara uygunluğu tartışılmaktadır. İnşaat alanında görev yapan uzman ekipler, titreşim yalıtımı ve rüzgar yükü hesaplamalarının sıradan binalara kıyasla 5 kat daha titiz bir şekilde yapılması gerektiğini vurgulamaktadır.

KGM denetimindeki viyadük kolonlarının binaların taşıyıcı sistemleriyle olan mesafesi, teknik şartnamelerde belirtilen emniyet marjlarının sınırlarını zorlamaktadır. Otoyoldan geçen ağır vasıtaların oluşturduğu sürekli titreşimlerin, zaman içerisinde bina taşıyıcı elemanlarında mikro çatlaklara yol açma riski bulunmaktadır. Mühendislik kurgusu yapılırken zeminin sönümleme kapasitesi ve zemin iyileştirme yöntemleri en ince ayrıntısına kadar hesaba katılmak zorundadır. Yapının temel derinliği ile viyadük ayaklarının bastığı radye temeller arasındaki etkileşim yetkili kurullarca detaylıca araştırılmaktadır.

İmar mevzuatında yer alan çekme mesafeleri ve karayolu kamulaştırma sınırları göz önüne alındığında bu tür projelerin ruhsatlandırma aşaması büyük bir hukuki tartışma doğurmaktadır. Şehir merkezindeki yoğun nüfus baskısı nedeniyle Otoyolun altına 18 katlı bina inşası fikri ilk bakışta alan kazanımı gibi görünse de uygulamadaki riskler oldukça yüksektir. Şehir plancıları tarafından hazırlanan raporlarda viyadük altındaki çok katlı yapı ruhsatının verilme süreçlerindeki idari kararların yeniden denetlenmesi gerektiği ifade edilmektedir. ÇŞİDB müfettişlerinin bölgede yürüttüğü teknik incelemeler neticesinde projenin mevcut imar planlarına olan uyumu mercek altına alınmıştır.

Söz konusu yapının sadece üst yapısı değil, otoyol altındaki egzoz gazı ve gürültü kirliliğine karşı izolasyon sistemleri de özel bir mühendislik gerektirmektedir. Binaların havalandırma kanallarından yüksek frekanslı ses yalıtımına kadar pek çok alanda ileri teknoloji malzemelerin kullanılması şart koşulmaktadır. Yol üstünde seyreden araçlardan düşebilecek yabancı cisimlere karşı binanın çatı yapısının ekstra zırhlandırılması hedeflenmektedir. Bu tür mimari denemelerin gelecekte diğer kentlerde de emsal teşkil edebileceği düşüncesi kamuoyundaki endişeleri artırmaktadır.

Deprem Güvenliği ve Statik Hesaplamalardaki Risk Faktörleri

Türkiye gibi yüksek deprem riski taşıyan coğrafyalarda binaların statik tasarımı hayati derecede önem taşımaktadır. Büyük bir sarsıntı anında otoyol viyadüğü ile hemen altındaki konut bloğunun farklı frekanslarda sallanacak olması çarpışma riskini gündeme getirmektedir. Mühendisler tarafından yapılan simülasyon çalışmalarında Otoyolun altına 18 katlı bina yapısının sismik izolatörler ile desteklenmiş olsa bile ikincil tehlikelere açık olduğu belirtilmektedir. AFAD yetkilileri muhtemel bir afet anında viyadükten kopabilecek beton parçalarının bina üzerine yaratacağı darbe etkisini incelemektedir.

TMMOB yetkilileri tarafından yayımlanan teknik raporda, rezonans etkisinin bu tür dar alanlarda katlanarak artabileceği uyarısı yapılmıştır. Bir deprem esnasında hem otoyol köprüsünün hem de yüksek katlı yapının aynı anda farklı yönlere esnemesi büyük bir yapısal felakete davetiye çıkarabilir. Bu nedenle viyadük altındaki çok katlı yapı konseptinin aktif fay hatlarına yakın bölgelerde uygulanmaması gerektiği savunulmaktadır. İnşaat mühendisleri odası temsilcileri projenin statik raporlarının kamuoyuna açık ve şeffaf bir biçimde sunulmasını talep etmektedir.

Zemin mekaniği uzmanları bölgedeki alüvyon tabakanın sıvılaşma potansiyelini dikkatle analiz etmektedir. Ağır otoyol yükünün yarattığı ek gerilmeler alt kottaki zeminin taşıma gücünü olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Kazık temellerin çakıldığı derinlik ile viyadük kazıklarının çakıldığı tabakalar arasındaki etkileşim hassas ölçümlerle takip edilmektedir. Yapılan zemin etüt raporlarında en küçük bir sapmanın dahi binanın yatay dengesini bozabileceği vurgulanmaktadır.

Deprem anında bölgeye ulaşacak acil yardım ekiplerinin ve itfaiye araçlarının hareket kabiliyeti de statik güvenlik kadar kritik bir konudur. Otoyol ayaklarının oluşturduğu dar alanlar arama kurtarma operasyonlarını oldukça zorlaştıracak bir topoğrafya yaratmaktadır. Yangın veya çökme durumunda viyadük altındaki çok katlı yapı çevresindeki tahliye koridorlarının yetersiz kalacağı öngörülmektedir. Bu durum acil durum yönetimi uzmanlarının projeye şüpheyle yaklaşmasına sebep olan başlıca etkenler arasında yer almaktadır.

Kent Planlaması ve Ulaşım Akışında Yaşanan Sıkıntılar

Kent içi ulaşım ağları planlanırken ana arterlerin etrafında belirli emniyet ve görüş mesafelerinin bırakılması kentsel bir zorunluluktur. Yüksek hızlı araç geçişlerinin yaşandığı otoyolların hemen alt kotunda yerleşime izin verilmesi trafik güvenliğini tehlikeye atmaktadır. Kentsel tasarım uzmanları Otoyolun altına 18 katlı bina yerleştirilmesinin trafik akışında görsel bozulmalara ve sürücü dikkat dağınıklığına yol açacağını belirtmektedir. Aynı zamanda viyadük altındaki çok katlı yapı sakinlerinin ana yola katılım noktalarında ciddi trafik sıkışıklıkları yaşanacağı tahmin edilmektedir.

ŞPO yetkilileri kentsel yaşam kalitesi açısından bakıldığında bu tür projelerin insan sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yarattığını vurgulamaktadır. Sürekli egzoz emisyonuna ve yüksek desibeldeki gürültüye maruz kalan konut alanlarında yaşam sürdürmek psikolojik ve fizyolojik rahatsızlıklara zemin hazırlamaktadır. Güneş ışığı alma açılarının viyadük gölgesi sebebiyle kısıtlanması binaların enerji verimliliğini de düşürmektedir. Şehir planlama ilkelerinin rasyonel esaslara dayandırılması gerektiği her fırsatta dile getirilmektedir.

Otoyol altyapısının bakımı ve dönemsel onarım çalışmaları esnasında yaşanabilecek aksaklıklar projenin bir diğer sorunlu tarafını oluşturmaktadır. KGM ekiplerinin viyadük derz değişimi veya asfalt yenileme esnasında alt kottaki binalara zarar vermeden çalışma yürütmesi neredeyse imkansızdır. Bu durum Otoyolun altına 18 katlı bina sakinleri ile karayolları idaresi arasında bitmek bilmeyen hukuki uyuşmazlıklara yol açabilir. Altyapı idarelerinin rutin bakım faaliyetlerini sürdürebilmesi için binalar etrafında geniş bir servis koridoru bırakılması şarttır.

Şehrin genel siluetini ve kentsel estetiğini bozan bu tür aşırı yoğunlaşma örnekleri komşu parsellerdeki gayrimenkul değerlerini de olumsuz etkilemektedir. Yan yana duran köprü ayakları ve betonarme kütleler klostrofobik bir şehir atmosferi yaratmaktadır. Bölge sakinleri viyadük altındaki çok katlı yapı projelerinin mahalle kültürünü ve kentsel estetiği tahrip ettiğini savunmaktadır. Kent konseyi toplantılarında bu tür imar izinlerinin verilmemesi yönünde tavsiye kararları alınmaktadır.

Hukuki Süreçler ve İmar Mevzuatına Aykırılık İddiaları

Söz konusu projenin ruhsatlandırma sürecinde izlenen yasal adımlar bölge idare mahkemelerine taşınmış durumdadır. Çevre dernekleri ve şehir plancıları odası tarafından açılan iptal davalarında imar planı değişikliklerinin kamu yararına aykırı olduğu iddia edilmektedir. Mahkemenin atadığı bilirkişi heyetleri alan üzerinde keşif yaparak yapının mevzuata uygunluğunu raporlamaktadır. Hukukçular ruhsat iptali durumunda doğacak tazminat yükümlülüklerinin kamu bütçesine zarar verebileceğine dikkat çekmektedir.

İmar Kanunu ve Karayolları Kamulaştırma Kanunu hükümleri birlikte değerlendirildiğinde otoyol koruma bantları içerisindeki yapılaşma koşulları açıkça sınırlandırılmıştır. Ancak özel imar transferleri ve parsel bazlı plan değişiklikleri ile Otoyolun altına 18 katlı bina yapılmasına imkan tanınması yasal boşlukların kullanıldığını göstermektedir. Avukatlar viyadük altındaki çok katlı yapı ruhsatının kazanılmış hak doğurup doğurmayacağını yargı organları önünde tartışmaktadır. Davacı taraflar yürütmeyi durdurma kararı alınması yönünde mahkemeye yoğun talepler sunmaktadır.

Yerel yönetimlerin meclis kararlarında alınan imar tadilatları, şehircilik ilkeleri ve planlama esasları açısından mercek altındadır. Ruhsat belgesini düzenleyen idari birimlerin sorumlulukları ve denetim yetkileri dosya kapsamında ayrıntılı bir şekilde incelenmektedir. ÇŞİDB müfettişlerinin hazırlayacağı nihai inceleme raporu davanın gidişatını doğrudan belirleyecek nitelik taşımaktadır. Kamu idaresinin şeffaf ve hesap verebilir bir tutum sergilemesi beklenmektedir.

Hukuki sürecin uzaması inşaat firmasının mali yapısını ve hak sahibi vatandaşların durumunu da olumsuz etkilemektedir. Projeden daire veya ticari ünite satın alan tüketiciler olası bir yıkım veya durdurma kararı karşısında teminat aramaktadır. Tüketici hakları dernekleri bu tür tartışmalı projelerden gayrimenkul alımı yapılmadan önce hukuki durumun iyice araştırılması gerektiğini hatırlatmaktadır. Yargı sürecinden çıkacak emsal karar Türkiye genelindeki benzer uygulamalara yön verecektir.

Gelecek Dönem Kentleşme Vizyonu ve Alınacak Tedbirler

Şehirlerimizin gelecekte daha dirençli ve yaşanabilir hale gelmesi için kentsel rant odaklı planlama anlayışından acilen vazgeçilmesi gerekmektedir. Arazi kullanım kararları alınırken bilimsel veriler, jeolojik etütler ve toplumsal yarar esas alınmalıdır. Ulaşım koridorları etrafındaki yeşil bantların ve emniyet alanlarının korunması sürdürülebilir kentleşmenin temel kuralıdır. İmar mevzuatının günümüz ihtiyaçlarına ve teknolojik gelişmelere uygun olarak yeniden revize edilmesi şarttır.

Yerel yönetimlerin ve merkezi idare kurumlarının koordinasyon içerisinde hareket etmesi bu tür hatalı uygulamaların önüne geçecektir. Kent konseylerinin, sivil toplum kuruluşlarının ve meslek odalarının imar süreçlerine aktif katılımı sağlanmalıdır. Karayolları kenarlarında inşa edilen viyadük altındaki çok katlı yapı benzeri projelerin önlenmesi için yasal düzenlemelere net sınırlamalar getirilmelidir. Denetim mekanizmalarının bağımsız uzmanlarca yürütülmesi şeffaflığı artıracaktır.

Sonuç olarak kentleşme politikalarında insan güvenliğini ve yaşam kalitesini merkeze alan disiplinli bir duruş sergilenmelidir. Kamuoyunda geniş tartışmalara sebep olan Otoyolun altına 18 katlı bina uygulaması, şehirlerimizde plansız büyümenin ulaştığı boyutları net bir şekilde göstermiştir. Gelecek nesillere güvenli bir kentsel çevre bırakmak adına viyadük altındaki çok katlı yapı ve benzeri girişimlerin sıkı denetimlerden geçirilmesi kaçınılmazdır. Bilimin ve tekniğin yol göstericiliğinde atılacak adımlar Türkiye’nin kentsel dönüşüm başarısını doğrudan şekillendirecektir.

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Sitemizin devamlılığı için lütfen reklam engelleyicinizi kapatın